12 Nisan 2010

Fes Başıma, Fes Başıma !!!

Bu yazımızın konusu, şahsım adına son derece ilginç bir tespit içeriyor. Bir ülkenin adının, o ülke dilinde oluşumuna çok güzel bir örnekten bahsedeceğim. Hemen birkaç örnekle yazımızın içeriği hakkında fikir verip asıl konuya değinmeye çalışayım isterseniz. Örneğin, İngilizcesi "Germany" olan ülkeye, kendi ülke halkı "Deutschland" demektedir ama ülkenin genel adı "Germany" dir.. İngilizlerin bu ülkeye Germany demesinin sebebi, German ırkından olan insanların yaşamasından dolayıdır. Peki biz neden bu ülkeye Germany ya da Deutschland ile alakalı biri isim değil de, "Almanya" demişiz?? Sebep çok açık. Bu ülkeye arapçada "Almanya" deniyor da ondan. Aynı örneği Belçika için de söyleyebiliriz. Hemen hemen bütün dünya dillerinde bu ülke "Belgium", "Beligie", "Belgequie" gibi isimlere sahipken biz aynı arapçada olduğu gibi "Belçika" demeye başlamışız. Bu örneğe uymayan ve bizi bütün dünya dillerinden ayıran ilginç bir ülke var ki, bu ülke bu yazımızın konusunu oluşturuyor...

Çok uzatmadan söz konusu ülkeye gelelim. Ülkenin adı "Fas". Bizim Fas dediğimiz ülkenin uluslararası adı "Marocco" ve kendi dillerindeki adı da "Maghribi" dir. Bütün dünya dillerinde bu ülke ismini başkenti Marakeş denen şehirden almıştır. Marakeş şehri evrilerek kimi dilde Marocco olmuş, kimi dilde Maghribi olmuş kimi dilde Maroc olmuş ama hep "mo-ma" şeklinde başlamış. Peki neden sadece Türkler bu ülkeye Fas demiş hiç merak etmediniz mi?

Önce etimolojik açıklamalara bulunmaya çalışalım da ileride yanlış anlaşılmalar olmasın. El-mağribi yani ülkenin kendi dilindeki anlamı en batıdaki yer gibi bir anlama sahip. Marocco ise Germanic batı dillerinde müslüman ülke gibi bir anlama sahip ama şurası kesindir ki bu iki isim de başkent Marakeş'ten türemiştir. Ülke'ye bizim neden Fas dediğimizi anlamak için çok ince bir coğrafi detayı bilmemiz gerekiyor. Bu Fas diye telaffuz edilen ülke Kuzey Afrika'nın en batısında yer almakta ve ülkeyi hemen hemen tam ortasından büyük bir nehir geçmektedir. Bu nehir ve beraberinde getirdiği coğrafi zorluklar adeta ülkeyi doğal sınırlarla tam ikiye bölmektedir. Bu nehir ve coğrafi yapı nedeniyle olsa gerek, Osmanlı orduları ve Osmanlı donanması nehirin diğer tarafına geçme şansı yakalayamamıştır. 

Bu nehrin her iki yakasında iki farklı krallık söz konusu ve bu krallıkların daha doğuda olanı "Fes" şehri krallığı, diğeri ise "Marakeş" şehri krallığıdır. Tarihi bir araştırma yapıldığında zaten, Osmanlı ordularının Kuzey Afrika'da ele geçiremediği tek yerin, Marakeş Bölgesi krallığı olduğunu göreceksiniz. Fas krallığını da ele geçirmemiş, sadece ticari ilişkiler kurmuştur. Bu bölge ahalisi ile bizlerin ilk karşılaşması ve tanışması, nehrin doğusunda kalan Fes Şehri Krallığı olduğundan dolayıdır ki biz bu ülkeye Fas demeye başlamışız. 

II. Mahmut döneminde giyilmesi zorunlu tutulan ve yenileşme hareketlerimizin en önemli simgelerinden olan "fes giyilmesi" zorunluluğu" ise başka bir yazı konusu olsun çünkü bu söz konusu kafaya giyilen "fes" ismi de bu şehirden geliyor !!!

6 yorumcuzade:

halimce günce dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş bazen benim de aklıma gelirdi diğer ülkelere neden türkçede farklı isimler söylendiği, aydınlandım...
Aslında en çok bizim ülkemizin ingilizcedeki anlamına sinir olurum ama ben "HİNDİ" ...
peki neden hindistana hindistan demişiz ingilizce de ındıa denirken???
bu da çağrışım yapıverdi birden :))

sekeral dedi ki...

yazının beğenilmiş olmasına gerçekten çok sevindim.. üstüne eğer bilinmeyen bir noktaya parmak basarak okuyucuyu aydınlattıysam da ne mutlu bana : ))

hindistan ile ilgili soruya gelecek olursak, çok sanslı olduğunu belirtmek zorundayım : )) dün, sri lanka'lı (seylan) bir arkadaşımla hintçe ve türkçe'de ortak olan kelimeler üzerine sohbet ederken bana; siz "india"ya hindistan diyorsunuz değil mi.. hintçe'de yani hindistanın kendi dilinde de onlar kendilerine hindUstan (u ile) diyorlar ve siz aynı dil ailesindensiniz demişti..

bu arada "mısır" yani "egypt" denen ülke de var ki evlere şenlik : )) bildiğim kadarıyla, yeni dünyanın keşfi sonrasında amerika kıtasında getirilen bilimum baharat ve hububat önce bugün mısır denen ülkeye getirilirmiş.. oradan da gemilerle istanbula ve anadolu limanlarına taşınırmış.. Türk halkının en sevdiği ürün olan mısırın sürekli bu ülke limanlarından ülkemize taşınmasından dolayı da ülkeye mısır adını vermişiz.. ingilizce olarak kullanılan "egypt" kelimes ise "kıpti" etnik yapısından gelir ki bu kıpti denen insanlar bildiğimiz "gyps" yani arap çingeneleri olmakta...

tabi bunlar kesin açıklamalar değil : )) sağdan soldan duyduğum veya okuduğum şeyler..

Josep dedi ki...

Örneğin: Katalanca değilim. Valentian Ülke kullanmak "Ben valentian" konuşmak söylemesi üzerine Katalanca konuşmacılar, bu mezhep daha ince olduğu için. Ama bu aynı dildir.

(Katalanca,Hint-Avrupa Dillerinin Romans koluna bağlı bir dildir. İspanya'nın bazı bölgelerinde ve Andorra'da resmi dildir. Katalanca konuşanların çoğu İspanya'da yaşar, ve ülkede ikinci en çok konuşulan dili olduğundan ülkenin 4 resmi dilinden biridir. Fransa ve İtalya'da da Katalanca anlayabilen kişiler olduğu bilinir.)

SÖZÜN ÖZÜ dedi ki...

Fes basıma fes basıma :))

Çok aydınlatıcı bır yazıydı sevgılı kardesım,
tesekkurler verdıgın bılgıler ıcın,

SEvgıler

Scartissue dedi ki...

Bir tarihçi olarak bana uzak şeyler anlatmasan da yararlı bir yazı yazmışsın. Eline sağlık :)

ra55 dedi ki...

Merhabalar,

Güzel bir makaleydi. Keyif alarak okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.