07 Aralık 2010

Scotch Aşkına - Devam Yazısı...

Sevgili okur.. İlk yazımda sizlere İskoç Bilim adamlarının insanlık için birbirinden faydalı buluşlarına yer vermeye çalışmıştım fakat, bize ayrılan süre yeterli olmadığı için ikinci bir yazıda sonlandıralım demiştik..
Peki ilk yazımızda değindiğimiz bilim adamları, hangi keşiflere imza atmışlar, sırasıyla bir göz atalım hemen. William Cullen buzdolabını, James Watt buhar makinesini, William Muedoch gaz lambasını, John Loudon Macadam "Makadam" diye anılan yol yapım tekniğini ve James Chalmers ise yapışkanlı posta pulunu insanlığa armağan etmişler. Peki, bu yazımızda değineceğimiz isimler bizlere neler armağan etmişler, buyurun devamı diyorum o zaman...

Robert Davidson (1804/1894) isimli şahıs, insanlık için çok büyük bir buluş olan elektrikli lokomotifi icat etmiş, uzakları yakın kılmıştır. Alexander Bain (1811/1877) ise 20. yüz yılın en büyük iletişim buluşlarından olan faks makinesini icat ederek "business" alemine büyük fayda sağlamıştır dersek abartmış olmayız sanırım.

James Young Simpson (1811/1870) isimli değerli şahsiyet, kloroform isimli kimyasalı ilk kez anestetik olarak kullanmış, bugün bile sayesinde acısız-ağrısız/sızısız ameliyat yapılabilmesi için ön ayak olmuştur. Bu kloroform maddesini hem de, kilisenin ve bütün bilim dünyasının karşı duruşuna rağmen kullanmayı denemiş, adeta bütün otoritelere bu uğurda baş kaldırmıştır.

Robert William Thomson (1822/1873) pneumatic tyre denen şişme lastikleri icat ederek adını tarihe ve nacizhane blog sayfama yazdırmayı başarmıştır. Peki, 1847/1922 yılları arasında yaşamış olan Alexander Graham Bell'in İskoç olduğunu biliyor muydunuz? Neyi mi buldu kendisi? Yorum yok...

William Thomson ve Lord Kelvin bir araya gelmiş, kafa kafaya vermiş ve Kelvin Termometreyi keşfetmişler. Aynı yollarda David Dunbar BuickBuick Motor Company ismiyle patentini aldığı bir motor teknolojisini keşfetmiş. Thomas McCall 1834/1904 yılları arasında yaşamış, ama bugün bile herkesin mutlaka bir kez sahip olduğu arkadan tekerlekli ilk bisikleti yapmayı başarmış.

John Logie Baird 1888/1946 yılları arasındaki kısacık yaşantısına, televizyon gibi çok önemli bir buluş sığdırmış ama bu buluş nedense blog sahibinin pek de hoşuna gitmemiş. George Bennie (1892/1957) monorail diye bir icat geliştirmiş. Kaynaklarda George Bennie kaydına ulaşamadım ama ben bizzat bu değerli bilim insanının monorail yani çoklu ray sistemini icat ettiğine kefilim.. İnanmayan bana gelsin, ben ispat etmeye hazırım.

Alexander Fleming (1881/1955) penisilini bulmuş ki insan daha ne bulsun diye soruyor kendi kendine. Büyük buluş vesselam! Sir James Black (1924- ) - Allah uzun ömürler versin - farmakoloji alanında "betablokkers" denen bir keşifte bulunmuş ama ben ne yalan söyleyeyim, bulunan şey konusunda yeterince bilgi sahibi değilim.

Gelelim ağır toplara! Son üç isim gerçekten efsane buluşlara imza atmışlar. Sırası ile; John Shephard Barron, Bankamatik yani ATM Makinelerini, James Goodfellow ise PIN Kodunu, Ian Wilmut ise ilk canlı klonlamasını gerçekleştirmişler. 

Yazar Notu; Şimdi biliyorum ki, yazı son derece tek düze ve sıkıcı oldu. Ben de bir blog okuru olsam, böylesine kronolojik sıralama içeren bir bilgi yığınını okumaktan çok keyif almam ama maalesef blog formatında bu konuya ancak bu kadar değinilebiliyor. Kaldı ki, benim asıl vurgu yapmak istediğim nokta; bizim için son derece sıradan ve İngiltere gölgesinde kalmış olarak değerlendirdiğimiz, gerçekten yıllarca İngiliz boyunduruğu altında sınırsız işkencelere maruz kalmış bir millet insanlık için bu kadar katkıda bulunuyor. Biz halen; bizim atalarımız Viyana Kapıları'na dayandı, bir tokat ile üç düşman askerini yıkan askerlerimiz vardı gibi başarılarla avunuyoruz !! Çok da yorum katıp canınızı sıkmak istemem.. 

Saygılarımla,

3 yorumcuzade:

ebruli günce dedi ki...

Tam ben de hala geçişimizle övünme şartlarımızdan bahsedecektim ki,not olarak yazmışsınız aynı şeyi, sevgili blog sahibi...
Edebiyat öğretmenimiz bize derdi ki,herşeyin sorumlusu matbaanın osmanlıya üçyüzyıl geç gelmesidir...
Umarım bir gün düzeliriz...
Umarım...

xelon dedi ki...

Araştırma kısa ve güzel. Yazılarının devamını bekliyoruz

sekeral dedi ki...

halimce,
geçmişimizle övünme girişimlerini son anda yazdığım not ile baltaladığım için özür dilerim : ))

dediğin gibi matbaa biraz erken gelseydi böyle olmazdık biz ama neyse.. buna da şükür. kişi başına düşen okuma istatistikleri bakarsın bizde de ileride yükselir..

xelon; teşekkür ettim olumlu yorumların için.. senin gibi bilimsel ve rasyonel bir bireye yazı beğendirmek zordur : ))

gerçi insan arkadaşını ya banka kuyruğunda ya da tribünde tanır derlermiş ya neyse.. fazla özele girmeyelim şimdi : ))